Din ve gelenekler evi dışarıya kapar, bu yüzden ev içi ve bahçeler yüksek duvarlarla ayrılmıştır, pencereler kafeslidir, kadın yabancı erkeğe görünmez. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş böyle evler vardır.
Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Evlerin pencereleri çok özel biçimde tasarlanmış olup dar ve uzuncadır. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca "muşabak" denilen kafesler bulunur.
Semercilik, bakırcılık, kalaycılık, kunduracılık, saraçlık, nalbantlık kaybolmak üzere olan zanaatlardandır.
Bugün Safranbolu’nun Çarşı kesiminde lonca geleneğine göre kurulmuş çarşıları, o günlerin havası içinde izlemek hala mümkündür.
"Yıllar önce Safranbolu Demirciler Arastası'ndan yükselen çekiç sesleri bir senfoni oluştururdu. Oysa bugün orkestrası suskun. Zorlukla duyulan tek tük çekiç sesleri akordu bozulmuş enstrümanın yürek burkan ezgisini andırıyor..."
Safranbolu , tarihi evleri ile Karabük ilinin turizm merkezi olmuştur. Bozulmayan dokusuyla Türk toplumunun günlük yaşatısını en ince ayrıntısına kadar gösteren Safranbolu evleri UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Adını Safran adlı bitkiden alan Safranbolu dünyada bu bitkinin yetiştiği nadir yerlerden biridir
İklim yönünden yılın dört mevsiminin özelliklerini de yaşayan Safranbolu'da yaz ve kış ayları insanların yaşamlarında zorluk yaratmayacak özelliktedir
Safranbolu, tarihi boyutunun ve evlerinin yanı sıra çok ilgi çekici doğal güzelliklere de sahiptir. Bu anlatım turizmi çeşitlendirme kaygısının bir ürünü değildir.Gercekten Safranbolu'da bulunan doğal güzellikler herhangi bir yerleşim yerini tek başına ön plana çıkarmaya yetecek düzeydedir. Safranbolu'dan güzel izlenimlerle ayrıldıktan sonra buraya yaklaşık 90 km uzaklıktaki Amasra'ya doğru yol alıyoruz...
Önemli tatil merkezlerinden biri olan bölge iki koy ve iki adaya sahip. Bu adalardan birine kayıkla gidilirken diğer adaya Roma eserri bir kemerle geçiliyor. Kenti ilk olarak Hititler veya Gasgaslar M.Ö. 12 yy’da kurmuşlardır.
Şehir merkezi, Bartın'ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz'le buluşturan yedi tepe, beş yarımada ve iki ada üzerinde kurulmuştur. Amasra ve yöresi I. zamanın Karbon döneminde oluşmuştur. Toprak altında bol miktarda Taşkömürü vardır. Amasra'nın kuzeyinde Kuşkayası, doğusunda Karabalçık ve güney doğusunda Esenler Dağları bulunmaktadır.
İlçe’ de önemli gelir kaynaklarından biri de turizm sektörüdür. Eşsiz doğal yapısı, 3000 yıllık tarihi dokusu 1940’ lı yıllardan beri Amasra’ yı turizm cazibe merkezi yapmıştır. Son yıllar da turizm alt yapı sorumlularının da giderildiği Amasra, yaz – kış turistlerin akınına uğramaktadır
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder