2012/11/25

Aşıklar Şehri...Paris.. (FRANSA)


 
 Paris..En çok görmek istediğim şehirlerin başında geliyordu yıllardır..Lüxemburg sınırını geçip, Fransa'ya geldiğimizde çok heyecanlanmıştım.. Paris çok kalabalık bir şehir aynı zamanda çok kozmopolit, oldukça fazla göçmen var.. İnsan bir şehri merak etti mi o şehrin en güzel yerlerini görmek, sokaklarını gezip, tarihini ve ruhunu keşfetme arzusu taşıyor.. Ben de öyle yaptım ve Paris'i keşfe , ünlü Concorde meydanından başladım.. Bu meydan Paris'in hatta Fransa'nın en ünlü meydanı. Bunun yanında tarihi önemi de var. Fransız İhtilali sırasında giyotinler bu meydanda kurulmuş, Marie Antoinette, 16.Lui, Maximillien bu meydanda idam edilmişler. Concorde Meydanı Seine Nehri kıyısında olup, bir ucunda meşhur dönme dolap ve Louvre Müzesi yer alır. Seine Nehri boyunca yürürseniz Eyfel Kulesine ulaşabilirsiniz. Güney ucunda ise Champ Elysee Bulvarı var..




 Paris, İstanbul gibi tepeler üzerine kurulmuş bir şehir değil, dümdüz ve Seine Nehri'nin iki kenarına  yayılmış bir kent.. Seine Nehri'nin sağ kenarı "Rive Droite" sol kenarı ise "Rive Gauche" yani sağ kıyı anlamına geliyor.
Concorde Meydanı'ndan sonra üzerinde 37 köprü bulunan Seine Nehri'nde bir tura çıkıyoruz.


Güneşli ve sıcak ağustos günü Seine Nehri turumuza katılmak üzere bize tüm Paris'i sunacak olan teknemiz Bateaux Mauches ile gezintimize başlıyoruz.. Güzel müzikler eşliğinde nehrin iki yakasını birbirine bağlayan köprüler, manzaralar arasında ilerlerken hem fotoğraf çekiyor hem de elimizdeki nefis makaronları yiyiyoruz..




















        Aşıkların buluşma yeri olan bu romantik köprüler arasında Seine Nehri bulutların arasından sızan hafifi güneş ışığıyla daha göz alıcı görünüyor.. Her iki yanındaki tarihi yapılar, birbirinden güzel köprüler, malikaneler..Nereye bakacağımızı ve nerenin fotoğrafını çekeceğimizi şaşırıyoruz..



Eyfel Kulesi gözüktüğünde kulenin parmaklarımın arasında ne kadar küçük olduğunu anlıyorum :))
Concorde, Louvre Belediye Binası, Hotel De Ville, Güzel Sanatlar okulu, Orsay Müzesi, Paris'in gotik harikası Notre Dame Katedrali'ni seyrederek süren yolculuğumuzun dönüş noktası Seine Nehri'nin ortasında Paris'in tarihinin başladığı yer olan Ile De La Cite..
Eyfel kulesini gezmeyi 3 gün kalacağımız Paris'te 2. güne bırakıyoruz ve
Paris caddelerini özellikle de Champs Elysees'yi  (Şanzelize) görmek için sabırsızlanıyoruz..







   Orjinal adı "The Avenue Des Champs Elysees" olan cadde, Paris'in en ünlü popüler alışveriş caddesidir. Şanzelize Caddesinin bir ucunda Concorde Meydanı'nda Luksor Dikili Taşı, diğer ucunda ise yukarıda gördüğünüz Zafer Takı (Arc De Triomphe) bulunmaktadır. 
Şanzelize Caddesi üzerinde cafeler, restoranlar, dünyaca ünlü markaların mağazaları,  sinemalar, büyük alışveriş merkezleri yer alıyor ancak bu caddede mekanların ve mağazaların fiyatlarının oldukça yüksek olduğunu söylemem gerekiyor.
Caddede yer alan binaların çoğu iş yeri ve ofis.. Çünkü bu caddede kiralar oldukça yüksek olduğundan konut olarak kullanılmıyor.

Şanzelize Caddesinin sonundaki Zafer Takı Napoleon'un arka arkaya kazandığı zaferlerin  anısına yapılan bir anıt..Napoleon'un cesedi Les İnvalides'e götürülürken bu takın altından geçirilmiş..




Paris'in en ünlü kabarelerinden biri olan LİDO SHOW da bu cadde üzerinde bulunuyor.
Paris'te bulunan diğer ünlü kabare olan Moulen Rouge (Kırmızı Değirmen) kadar üne sahip olan Lido Show'da iki saat boyunca izlediklerinizi aklınızdan çıkaramayacaksınız..






Gösteri sırasınca yüzlerce dekor ve kostüm kullanılmış.Gösteriyi  2 saat boyunca adeta büyülenmiş gibi nefessiz izledik.. İçeriye spor kıyafetle girmek yasak. İzleyenlere 2 kadeh şampanya ikram ediyorlar..Gösteri saatleri 21.30 ile 23.30'da. 21.30'daki show; şampanya+show 100 euro, 23.30'daki ise 90 euro.



Paris Gezimizin 2. gününde ünlü Eyfel Kulesi'ne çıkmaya karar veriyoruz.  Eyfel Kulesi kimilerine göre hiç bir esprisi olmayan bir demir yığını olsa da şüphesiz ki dünyanın en önemli turistik gezi noktalarının başında geliyor..

Paris'e kadar gitmişken kulenin en tepesine çıkıp eşsiz Paris manzarasını seyretmemek olmaz.. Biz gittiğimizde içeride tadilat vardı. Kulenin 2. katına büyük bir restoran yapıyorlarmış.. Eyfel Kulesi  1günde binlerce turisti ağırlayan bir turizm merkezi. Kulenin tepesine çıkmak için en az 1 saat sıra bekliyorsunuz daha sonra kulenin içinden geçen teleferikler sizi kulenin tepesine çıkarıyor..











En tepeye çıktığınızda eşsiz Paris manzarasının tadına doyamıyorsunuz.. Manzaraya karşı kahvenizi de yudumlayabilirsiniz..
Kule adını tasarımcısı Gustave Eiffel'den almış. 320 m yüksekliği olan kule Fransız İhtilalinin bir sembolü olmuş. 1930'a kadar Chrysler inşa edilinceye kadar Dünyanın en yüksek binası ünvanını elinde bulunduruyormuş bu kule.. Aynı akşam Kuleyi gece ışıklandırdıkları zaman da fotoğraflamak için gittim. Gece Eyfel kulesi ayrı güzel. Saat başı ışık oyunlarıyla renklendiriyorlar. ve bunu seyretmek ve fotoğrafını çekmek için bizim gibi yüzlerce kişi meydana toplanıyor..

 Ertesi gün yönümüzü  Sacre Coeur Bazilikası'nın olduğu ünlü Montmarte Tepesi'ne çeviriyoruz.. Bu tepeye Parisliler "La Butte" diyorlar.Zamanında bu tepede 30 tane yel değirmeni varmış, günümüzde ise tepeyi süsleyen en önemli yapı Büyük beyaz Sacre Coeur Bazilikası..Bu bazilika 1870 tarihinde müslüman bir mimar  tarafından inşa edilmiş..Bu nedenle kubbesi az da olsa cami kubbesini andırıyor..


                                                                                                                                                                           

Montmarte Tepesi Paris'in kuzeyinde bulunan daha çok Ressamlar Tepesi diye bilinen bir yer.. Paris manzarasını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan birisi.. Bir çok sokak sanatçısı resimlerini burada yapmaktadır. Dilerseniz sokak sanatçılarına her çeşit portrenizi yaptırabilirsiniz.. Montmarte Tepesi üzerinde çalışmış ünlü ressamlar var, bunlardan bazıları: Pablo Picasso, Salvador Dali,Van Gogh, Monet..



Paris'te bir çok turizm acentası Montmarte'ye özel tur düzenliyor. Dilerseniz bu turlara katılarak, dilerseniz de bireysel olarak bölgeyi gezebilirsiniz..
Montmarte Tepesi'ne  metro hattı üzerinden "Anvers" ve "Pigel" durakları üzerinden ulaşabilirsiniz.. Metro durakları Moulen Rouge'a yakın fakat Sacre Coeur'a uzak konumda. Metro ile bölgeye ulaştığınızda tepeye çıkmak için 2 seçeneğiniz var, Ya finiküler ile -ki biz öyle yaptık- ya da küçük bir tren ile bölgeyi gezebilirsiniz. Bu trende tur 40 dk. sürüyor ve ücreti yetişkinler için 6 Euro..

Montmarte Tepesini gezdikten sonra De Vinci Şifresi romanında da okuduğum ünlü Louvre Sarayı'na doğru yola çıkıyoruz...
 Hiç şüphesiz Paris'in en ünlü müzesi Louvre Müzesi ve Mona Lisa tablosu..Paris sahip olduğu dünyaca ünlü müzeler, sanatseverler için adeta bir sanat merkezi gibidir. Eğer siz de benim gibi bir sanat aşığıysanız Paris'e gittiğinizde bu sarayı ve müzeyi gezmeden dönmeyin..Özellikle yaz aylarında müzenin önünde inannılmaz kuyruk olabiliyor o yüzden burayı gezmek için bir gününüzü buraya ayırmanız gerekir..

Günümüzde müze olarak hizmet veren Louvre bir zamanlar çok ünlü bir saraymış.Louvre ilk olarak 1204 senesinde Philiphe Aguste tarafından inşa edilmiş. 14. yüzyılda kraliyetin merkezi olmuş. Fransa'da açılan ilk devlet müzesi olma özelliğine sahiptir. Günümüzde Louvre dünyanın en popüler merkezlerinden biridir.

Müzenin girişindeki "Grand Pyramid" denilen büyük dev cam piramit ilginizi çekecektir.Burası 1981 yılında Mitterand'ın başlattığı Louvre'u Geliştirme Projesi sebebiyle inşa edilmiştir. Yüzeyinde 666 penceresi bulunan cam piramit müzenin 3 kanadını birbirine bağlayan bir köprü görevi görmektedir. Dışarıdan cam piramidin içine baktığınızda aşağıdaki merdivenleri görebiliyorsunuz. Fransızlar bu büyük piramidin Fransa'nın asaletini bozduğunu düşünüyorlar..





                                                                                                                                                                                              Louvre'dan ayrılarak Notre Dame Katedrali'ne gidiyoruz. Notre Dame Katedrali'nin yapımına 1163'te başlanmış,ve 1873'te tamamlanabilmiş.Müthiş bir Gotik mimari örneği olan bu Notre Dame zaman içerisinde zanaatkar localarının buluşma yeri haline gelmiş ve Avrupa genelinde ün kazanan bir eğitim merkezi olmuş.
 Katedralin içine girdiğinizde devasa yükseklikte tavanlar ve büyük bir alan sizi karşılıyor, İncil'de yer alan olayları anlatan kabartmalar ve vitraylar da görülmeye değer tabiki..

Katedraldeki heykellerin ve işlemeli camların Ortaçağ mimarı üslubunda pek görülmemiş bir dünyevilik içermesi naturalizm akımından kaynaklanır.
Biz içeri girdiğimizde katedral kalabalıktı ve içerde ayin vardı... 



  Bizler de kenardan ayinin ve duanın o tüm insanları aynı çatı altında birleştirici mistik tılsımından payımızı almak üzere dikkatlice huşuyla duayı dinliyoruz..



Ve.... Paris'te son durağımız masal diyarı DİSNEY LAND :)




Paris Euro Disney 7'den 70'e her yaştan insanı eğlendiren bir yer.. Öylesine büyük bir alana kurulmuş ki sadece 1 günde her yeri gezip tüm oyuncaklara binmeniz imkansız. Zaten kaybolmamanız için size girişte Alanın küçük bir planını veriyorlar. Size tavsiyem buraya uzun bir zaman ayırmanız hele de çocuğunuz varsa..

disneyland 2

Disney Land Marna La Valle bölgesinde yer alan Avrupa'nın en büyük eğlence parkıdır.
Disney Land Paris 2 ana bölümden oluşuyor. Bunlar Disney Land ve Wall Disney Studios..
Sadece çocukların değil, yetişkinleri de kendine çeken Walt Disney'in eğlence dünyasını Amerika'dan sonra Avrupa'ya taşıyan Disney Land büyük ilgi görüyor. Girişten itibaren müzik sesi ve ortam sizi tıpkı çizgi filmlerdeki gibi bir masal diyarına götürüyor..

Paris'in merkezine uzak olan bu mekana gitmenin en kolay yolu tren. Eğer aktarma yapmanız gerekirse sakın tren biletlerinizi atmayın bu biletleri aktarma yaptığınız trende de kullanabilirsiniz.










Disney Land'da oldukça amatör olarak çektiğim bir video :) İzleyin çok eğlenceli..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder