2012/08/25

Kalbim Ege'de Kaldı.. (Rodos - Mykonos - Santorini) YUNANİSTAN

  Ege Denizindeyiz... Bir tarafımız Türkiye, diğer tarafımız Yunanistan.. İki farklı ülke, iki farklı kültür.. Yolculuğumuz İzmir Alsancak Limanından bindiğimiz gemi ile başladı. Gemi çok büyük, ayrı bir dünya sanki.. Yaklaşık 10 saatlik bir yolculuğun ardından Rodos Limanı'na varıyoruz. Limana yaklaştığımızda benim gibi herkes güverteye çıkıp, adayı ve Rodos kalesini fotoğraflamaya çalışıyor. Manzara müthiş, mavinin her tonunu görmek mümkün...
Rodos, 12 adanın en büyüğü ve aynı zamanda başkenti konumunda.. Aynı zamanda dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli'nin de sahibi olan UNESCO dünya mirası listesine girmiş, kendine ait uluslararası bir havalimanı olan bir tarih adası.. Mitolojideki Yunan tanrılarının Rodos'ta doğduğu düşünülür ki adanın neresine giderseniz gidin bu tarihi mistik havayı üzerinizde hissedersiniz...


Adaya giriş yaptıktan sonra otobüse biniyoruz ve ilk durağımız antik akropolisteki Apollon Tapınağı. Rodos Eski ve Yeni kent olmak üzere ikiye ayrılmış durumda. Eski kent, Ortaçağ'dan kalma 6 kapıdan oluşan bir kalenin içine kurulmuş. Bir zamanlar atlı şövalyelerin gezdiği dar sokakları içerisinde yer alan olağanüstü taş evlerde yaşam hala devam ediyor. Apollon Tapınağı, Rodos limanı, Antik tiyatrosuyla gezilecek çok yer var Rodos'ta. Sokaklar St John şövalyelerinin izlerini taşıyor hala. Kiliseler, saraylar ve Osmanlı döneminde kalma yapılarıyla görülmeye değer bir yer.... Yunan adalarının en büyüğü olan Rodos kumsallarıyla da dikkat çekiyor. Rodos'u gezdikten sonra rotamızı adanın en ünlü plajı Faliraki'ye çeviriyoruz Faliraki plajı 12 km'lik genişliği ve temizliğiyle size denizin keyfini çıkarmanızı sağlıyor ve biz de denizin, kumun ve güneşin tadını Akdeniz'in o güzel maviliğinde doyasıya yaşıyoruz... 






Gemiye son biniş saati 18.30 . o saate kadar Rodos kalesi, Mandraki Limanı dahil olmak üzere birçok yeri geziyoruz. Bu arada Rodos Heykeli'nden bahsetmemek olmaz.Rodos Heykeli Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilir. 30 metre yüksekliğinde ve yapımı 12 yıl devam eden heykelin bir ayağı limanın bir ucuna diğeri bir ucuna gider. Eskiden Mandraki Limanı'na varan gemiler bu heykelin ayaklarının arasından geçerek şehre giriş sağlarlarmış Ne yazıkkı 50 yıl ayakta kalabilen bu heykel, daha sonra bir deprem sonucu yıkılmıştır.Rodos, farklı kültürlerden kalan tarihsel izleri o kadar iyi taşıyor ki kemerler içindeki dar sokakları ya da kafesli evleri gezerken kendinizi bambaşka bir dünyada hissediyorsunuz. Osmanlı mimarisinden izler de taşıyan ada, antik dönemden günümüze kalmayı başarmış çok sayıda tarihi eseri de topraklarında barındırıyor.
Tek bir adaya günü birlik seyahat etmeyi değil birkaç adayı dolaşmayı düşünüyorsanız Rodos’u, mutlaka rotanıza dahil edin. Yunan Adaları içinde en büyük yüzölçümüne sahip olan Rodos’a gitmişken Avrupa’daki en iyi korunmuş Ortaçağ kentini de görmüş olacaksınız.











                   



 Rodos'tan güzel izlenimlerle ayrılıyor ve doğal güzelliği ve bembeyaz evleriyle romantizm adası Santorini'ye gitmek üzere gemimize bindik... Şimdi kalbimizde Rodos'un büyüleyici güzelliği, aklımızda Santorini'nin hayaliyle kendimizi Ege'nin lacivert ve serin sularına bırakıyoruz....  




     


   Veeee işte Santorini... Beş saat süren bir deniz yolculuğu bizi Santorini'nin Athinios Limanı'na getiriyor. Ancak gemilerin ve feribotların yanaşabildiği bir liman olmadığı için gemimiz açıkta demir atıyor ve bizler tender botlarla Thira kıyısına yanaşıyoruz. Bekleyen otobüs bizi mavi kubbeli kiliseleriyle ünlü OİA kasabasına götürüyor..




   Santorini'yi diğer adalardan ayıran denizden yüzlerce metre yukarıda volkanik dağın eteklerine kurulan köyleri muhteşem romantik terasları.. Öyle yüksekte kurulmuş ki limana demir atamadığımız gibi yukarıya 
çıkmak içi de ya teleferiğe binmeniz ya da eşekleri tercih etmeniz gerekiyor. Dik tepeyi basamaklarla tırmanmak neredeyse imkansız..













Yunan Adaları'nın hepsini görmüş olanların büyük bir çoğunluğu Santorini'nin en etkileyici olduğu konusunda hemfikirdir.. Gerçekten de Antik zamanlarda meydana gelen büyük bir patlama sonucunda bügünkü görüntüsüne sahip olan Santorini gerçekten de muhteşem manzaralara sahip olan bir coğrafyadır...



Adanın başkenti Thira fakat bizim ilk durağımız Oia köyü.. Zaten adanın en meşhur yapıları  mavi kubbeli kiliseleri ve taraça şeklinde inşa edilmiş beyaz evleri ve pembe begonvilleri burda görmek mümkün. Benim gibi fotoğraf meraklılarının bol bol kareler çekebileceği muhteşem manzaralar..




Adada yeşillik görmek pek mümkün değil, her yer kıraç..Fakat siyah kumlu plajı herşeye değer, denizin, beyaz evlerin ve mavinin güzelliğini de katarsak, değmeyin keyfimize:) Plaja girmeden bir kahve içelim diyoruz. Garsonu çağırıyoruz adı Kostas.ki adaların neredeyse yarısı Kostas.. Garsona "Turkish Coffee please" dediğimizde "No Turkish coffee, Greek Coffee" diyor. Buna da pes artık diyoruz kahvemizi bile sahiplendiler.. Neyse köpüksüz bir kahve getiriyor, gerçekten de bizim Türk kahvesiyle alakası yok,içiyoruz ama yüzlerimizdeki ifade o an aklımızdan geçenleri çok iyi ifade ediyor..

  

     Güzel izlenimlerle akşama doğru Santorini'den ayrılıyoruz ve gece saat 22.00'de ünlü Mykonos Adasına varıyoruz. Mykonos;  Kykladlar grubunda yer alan 85 km² yüzölçümüne, yaklaşık 5500  nüfusa sahip, yeşillikten yoksun, çorak ancak renkli gece hayatı ve her türlü cinsel tercihe saygılı yaklaşımı, plajlarıyla  ünlü, her yıl milyonlarca turistin seyahat ettiği küçük bir adadır. .



Türkiye’den Mykonos’a; Atina aktarmalı olarak uçakla veya gemi turlarıyla; Yunanistan’dan Olimpic Airlines ile Atina ve Selanik’ten uçakla;  Pire Limanı’ndan kalkan katamaran ve feribotlarla;  Selanik, Girit, Santorini ve bazı adalardan feribotla  gidebilirsiniz. Benzer şekilde Mikonos’tan Atina, Selanik, Girit, Rodos ve Santorini’ye uçakla, birçok   adaya feribotla geçiş yapabilirsiniz.

















Mykonos Limanı'na indikten sonra şehir merkezine gitmeniz için yaklaşık 5 km daha yol katetmeniz gerekiyor ki bu da o sıcakta çok kolay olmuyor. Adada zaten toplam 25 taksi mevcut. Bu taksileri de Türkiye'de olduğu gibi yoldan çevirmek mümkün olmuyor ya dolu oluyor ya da limandaki taksi durağına gidiyorlar yolcu almak için. Shuttle denen halk otobüslerine binebilmeniz için de merkezden bilet almanız gerekiyor..Bu durumda ne yapabilirsiniz ya geminin temin ettiği servislere bineceksiniz ki bu da önceden rezervasyonla oluyor, ya yürüyeceksiniz sıcakta ya da bizim yaptığımız gibi merkeze giden arabalardan birini durduracaksınız:) Biri durmazsa öbürü muhakkak duruyor çünkü bizim gibi bir çok turist aynı yöntemle merkeze iniyor..



    Ada’nın merkezi,  Míkonos, daha çok kullanılan  adıyla “Khóra Kasabası’dır”. Kasaba; begonville ve sardunyalarla kaplı, küçük beyaz küp şeklinde, ağırlıklı olarak  mavi veya canlı renklerdeki tahta kapı, pencere ve merdivenli  evleri; her biri birbirinden şık, sevimli her yerde karşınıza çıkan restaurantları; cafeleri, pahallı tabloların, müzelerdeki antik eserlerin kopyalarının sergilendiği sanat galerileri; her türlü hediyelik eşyanın satıldığı dükkanları, butikler, ilginç dükkan tabelaları ve yukarıda gördüğünüz değirmenleriyle  gezenleri adeta büyülüyor.

  Ayrıca limanın Panagia Paraportiani Kilisesi’ne yakın bölümünden her gün saat 8.00 ve 10.00’da kalkan teknelerle;  adaya 6.5 kilometre uzaklıktaki Antik Yunan’da “Tanrı Apollon” ile “Tanrıça Artemis’in” doğum yeri olarak kabul edilen, M.Ö. 1000 yıllarında Ionlar tarafından kurulan,  önce dini daha sonra ticaret merkezi olan “Delos Adası’na” gidebilirsiniz. 






Mykonos'a kadar gelimişken adanın ünlü pelikanı Petros'tan bahsetmemek olmaz. 60 yıldır adalıların ilgi odağı olmuş bir kuş.. Efsaneye göre bir balıkçı bu pelikanı yaralı halde bulur sağlığını kazanıncaya kadar besler, bundan sonra yerli halk pelikana Petros adını verir ve yerli yabancı birçok turistin ve tabiki adanın maskotu haline gelir. Jackie Kennedy Petros'a arkadaş olması için adaya bir de dişi pelikan hediye etmiş.


Mikonos, aykırı insanların cenneti.  Bu beyaz adada  siyasi sorunlar, sosyal baskılar ve zorunlu seçenekler sanki perdelenmiş.  Varsa yoksa turizmden elde edilecek gelir için, en düzgün hizmeti sunmak. Yüz yıl önce başlamışlar turizme. Sadece 2.dünya savaşı sırasında bir süreliğine ara vermişler. Ada halkı son derece güçlü. Hiç bir zaman düşmanına teslim bayrağını çekmemiş
  Tekrar gelmeyi umarak Mykonos Limanından ayrılıyoruz. Gemimiz rotasını İzmir Alsancak Limanı'na çeviriyor..Vee aklımızda, kalbimizde Ege'nin binbir çeşit güzelliği ve cennet koylarıyla yurdumuza dönüyoruz..

1 yorum:

  1. 7-8 yıl önce gittiğim bu adaları yeniden görmek iyi geldi. balat için araştırma yaparken rasgeldim size. iyi ki de geldim :)

    YanıtlaSil